28 Tem 2012

Hotel Rwanda


Adını çokça duyup bir türlü izleyemediğim bir filmdi Hotel Rwanda. Dün gece seyrek gelen o hisle hiç diğer dvd’lere bakmadan oturdum karşısına. Konusunu, orasını-burasını mıncıklamadan kabaca değerlendireyim isterim.

Hotel Rwanda’nın gerçek bir öyküsü var. Amerika’da veya Avrupa’da bulunmayan topraklarda yapılan filmler hep daha çok abartılabilindi… Bu yüzden içimde filmin “harika” olduğuna dair bir his barındırdım. Bir hikayeler kolajı veya kurmaca olsaydı hiçbir zaman izlemezdim. Eğer birkaç kez Amerikan yapımı, hikayesi gerçek olan film izlediyseniz ve anlatılan hikayeyi filmin dışında da gerçekten biliyorsanız; bu tip filmlerde abartılan veya olduğu gibi gösterilmeyen tarafları tahmin edebiliyorsunuz. Hotel Rwanda’da da böyle sahnelere epey rastladım. Filmi dört parçaya bölersek, özellikle üçüncü parçasında.

Film, Rwanda’da içsavaşın patlak verdiği zamanda geçiyor. Oradaki büyük bir otel müdürünün yaptıklarını, kahramanlıklarını görüyoruz (Don Cheadle başrolde).

Açılış sahnesinde filme motivasyonum doğrudan düştü. Bunun iki nedeni vardı. Birincisi, film gerçekten Ruanda’da geçmiyordu. İkincisi, ışık kötüydü. “Black Hawk Down” filmiyle karşılaştırınca, H.R.’nin teması zayıf kalıyordu (Gerçi o Ridley Scott’un). Don Cheadle’ın yüzünde patlayan ışık nedeniyle yitirdiğim konsantrasyonumu yükselttim fakat filme başlarkenki konsantrasyonumu bir daha sağlayamadım. Filmde anlatım yalın. Daha iyi olabilirdi. Mekanlar kötü. Black Hawk Down’dan iki gömlek aşağıda, onunla karşılaştırınca “film” diyemeyeceğim bir film izledim. Yönetmen Terry George, bu güzel senaryonun en kötü tarafıydı (senaryoda da payı var, keşke öyle kalsaymış). Yine de filmde gördüğüm, Birleşmiş Milletler’in o dönemki tutumu içimi burktu. Biraz demagojiyle film bittiğinde iki damla göz yaşı akıttım. Sinemaya “dizinin uzun hali” olarak bakanların beğenebileceği bir film.

Filmin Notu: 6/10

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder