Shakespeare hayatında hiç Bedevi görmüş
müdür?
Çocukken oynadığımız SimCity oyunlarında
arayıp da bulamadığımız kadar düz bir yer Dubai. Zamanın daha hızlı aktığı bir
dönemde bulunması ona nihai “yapaylık” damgalıyor. Uzaktakiler için (zaman daha
hızlı da akana dek) daima bir “çöl” imgesi yaratacak. Ne batı ne de doğu çölle
yaşamayı bildiği için “çöl” hep bir aşağılama sözcüğü olacak. İnsanlar
geçmişlerini unutup Dubai’ye laf edecekler. Kentler, metropoller sanki hep
varmış gibi. Kendilerinden uzak olanı yadırgayıp aşağılayacaklar. Egonun uzak
olana tepkisi genelde buna yönelmiştir.
Yine de insanların tamamı da haksız
değil. Dubai petrolün nelere kadir olduğunun “ufak” bir örneği. Aparkat
gücündeki bu emirlik, bazen öyle abartılı ki gerçeklik algısını kırıyor insanın
ve kendinize uzak bulup aşağılıyorsunuz. Olumlu anlamda söylemiyorum bunu.
Kentin yapısı, sıcaktan dolayı “sokak” duygusuna elverişli değil. Sokaksız bir
şehir (emirlik-kent) susamsız simide benziyor. Susamsız simide başka bir isim
koymalı...
Sadede gidelim; bu kentte yaptığımız
“çöl safarisi”nde; çölün ortasında oturan bir Bedevi görmüştüm. Adamın montajla
oraya konulmuş misali görüntüsünü görene kadar, çölün içinde yaşanılabilen bir
şey olduğunu hiç düşünmemiştim. Uzaktan bakıldığında Aborjinlere benzeyen bir
hayatı var Bedevilerin. Göçebe ve “çoğunluk”tan farklı. “Laflamak”
kültürlerinde yoktur. Boş kaldıklarında susarlar. Çöllere su kuyuları açarlar.
Olmamanın içindeki olmaktır Bedevilik. Shakespeare aforizmasının ne denli doğru
bir yere gittiğine şahit olup mutlu mu olurdu Bedevileri gördüğünde, yoksa
varlığı daha derinden sorgulayacak bir cümle mi kurardı bilinmez… Fakat insanın
şahane yanılgılarının sessiz bir kanıtıdır bu yaşayış. Yine insanın, eşyanın
tabiatını zıtlığını vurgular tüfek kullanması Bedevilerin. Bill Clinton’ın
danışmanı der ki; bir toplumu asimile etmek istiyorsanız, onları verdiğiniz
aletlerle (icatlarla) demoralize edin.
Bedevilerle ilgili daha geniş kapsamlı
kaynaklara ulaşabilirsem, bulgularımı paylaşacağım. Bitip, Çoğunluk’a
karışmaları yakındır. Çoğunluk ne güzel filmdir… Andy Warhol hiçliği nasıl
hayatın merkezine koymuştur…
Andy Warhol Felsefesi’ne yakın zamanda
değineceğim. Durduğu yer, yaşadığı tarih ve yaptıkları bugünü
şekillendirmiştir. Kapitalizm ve karşısındakilerin kanatları altında durduğu
tek kişidir (şey) Warhol. Patti Smith’in edebi bir başyapıt olan Çoluk Çocuk
kitabında rastlamıştım kendisine. Bir adamı uyurken çektiği uzun metrajı ve
bugüne dek gelen Coca Cola şişesi tasarımı kendi içindeki dialektiği anlatmaya
yeter.
Andy Warhol’un hayatın merkezine koyduğu
“hiçlik”, Bedeviler için her şey ve Shakespeare için belki “Kabuslarımızda
kahkaha atan insanlar”dı Bedeviler. Çeşitli sosyal rahatsızlıkları olan Warhol’un
hiçlik deyip kendini rahatlattığı, Shakespeare’in bütün sıkıntısı ve
Bedevilerin alışılagelmişi, tüm hayatı bu.... Bilmem anlatabildim mi…


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder