-Kısır Döngü?
-Burada.
Yoklamayı alıyordu.
Elindeki kırbacı tehditkârca salladı. Geç kaldığı için hızlı sayıyordu
isimleri. Derhal “burada” demeliydiniz. Lakin, ben nerede sırayı kaçırdım
bilmiyorum. İsmimi duymadım.
-Yorgun?
…
-Durgun?
…
Yoklamayı bitirip sırasına
doğru yürümeye başladı. Yanına gittim.
-Beni okudun mu?
-Bilmem.
Başka bir şey soramadım.
Öldürecek gibi baktı gözlerime. Güç.
İntihar’ın yanına oturdum.
Sonra o kalkıp kapıdan çıktı. Bir daha gelmedi. Muhtemelen kendini
harcayacaktı. Hayatın içinde bir yerde.
Öğretmen de gecikti.
Kafamı kaldırıp en arka sıraya doğru baktım. Yorgun, yorgundu. Çaprazındaki Efkar
bir sigara yaktı. Kibritini akvaryumun içine attı.
-Yapma şunu işte.
Hayal sinirlendi biraz.
Galiba kırıldı.
-Ben yarın gelmeyeceğim.
Sınıfın en sessiz, en orta
yerine fısıldadı. Kimse umursamadı. Kedimiz Vuslat dışarıdan cama süründü.
Gözüm takıldı. Bıyıklarını boyatmıştı.
-Lan bakın boyatmış bu
bıyıklarını.
Renk pencereye koştu. Camı
açtı.
-İyi olmuş lan. Bakayım.
Cümle bittiğinde boğuldu.
Camı fazla açık tuttu. Önceki hafta da bir arkadaşımızı aynı şekilde
kaybetmiştik. İlanlar astık her yere. Gören çıkmadı. Gidip Kör’e sorduk, Uzak
Sokak’tan geçmiş. Öyle koklamış.
Biri dürttü. Döndüm.
Sıradan’mış.
-Dün akşam Tılsımlardaydım
oğlum!
-Ödev neydi Sıradan?
-Ne bileyim lan.
Neyse içeri öğretmen
girdi.
-Günaydın. Çok sıcak
sınıf, önüme bulut geçsin. Susun!
Sustuk.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder